Good People of vitruta: Tolga Akarcalı
Röportaj: Aslı Balkan Erçelik
Tolga Akarcalı, Kapadokya’nın kalbinde misafirperverlik, gastronomi ve sanatı aynı zeminde buluşturan çok katmanlı bir anlatının kurucusu. Taşkonaklar Hotel, Michelin Guide’da yer alan Moniq ve A Residence of Creation üzerinden şekillenen bu yapı; mekânı yalnızca bir konaklama alanı değil, hafızaya yerleşen bir deneyim olarak ele alıyor.
Doğayla, yerel kültürle ve yaratıcı üretimle kurduğu ilişki; turizm, iş geliştirme ve sanat arasında dolaşan yolculuğunu tek bir ortak paydada topluyor: Kapadokya’nın ruhunu görünür kılmak. Aile mirasıyla başlayan bu hikâye, bugün kolektif üretime alan açan ve farklı disiplinleri aynı potada eriten bir vizyona dönüşmüş durumda.
Tolga hoş geldin. Hep aynı soruyla başlıyoruz, o yüzden rutini bozmayalım. Seni tanımayanlara kendini nasıl anlatırsın? Tolga kimdir? Nasıl başladı, neler yaptı ve şu anda nasıl devam ediyor?
Tolga hayata sarışın ve kıvırcık saçlarla başladı, ama maalesef öyle devam etmiyor ☺
Doğada olmayı, spor yapmayı, yeni şeyler öğrenmeyi, sevdikleriyle kalabalık gruplar halinde vakit geçirmeyi seven, hem iş hem keyif için çok seyahat eden, uzun doyurucu sohbetlerden keyif alan, yeni insanlarla tanışmayı seven birisi diyebiliriz.
İş hayatı da biraz çeşitli diyebiliriz sanırım. İki sene Mercan Dede’nin menajerliği ile bambaşka bir dünya tanıdım, 5 sene boyunca Birleşik Krallık’ın Dış Ticaret Bakanlığı’na Türkiye’de ilgilendikleri projeler için danışmanlık yaptım, sonrasında bunu tersine çevirip Türkiye’deki ihracatçı birlikleri ile İngiltere’ye satış yapmak isteyen firmalar için iş geliştirme yapmaya başladım.
Tüm bunları yaparken aslında Taşkonaklar hep vardı ve bir yandan devam ediyordu ama yaklaşık 5-6 yıl kadar önce tam olarak başına geçtim ve asıl işim olarak sahiplendim diyebilirim. Sonrasında da yine otelle bağlantılı olarak A.R.C. -A Residence of Creation- ve Moniq Restaurant ortaya çıktı.
Kapadokya’nın kalbinde bir otel ve yaratıcı bir rezidans... Farklı disiplinleri tek bir potada nasıl eritiyorsun? Tolga Akarcalı’nın bir günü genellikle nasıl geçiyor?
Aslında ortak pota Kapadokya, her şey onun etrafında şekilleniyor. Özellikle bölge gastronomisine odaklanan restoranımız Moniq, hem mimarisi hem de doku ve detaylarıyla misafirlere gerçek bir Kapadokya deneyimi yaşatmayı amaçlayan otelimiz Taşkonaklar ve son olarak da buranın ilham dolu muhteşem enerjisini dünyadaki yaratıcı ruhlara daha ulaşılabilir kılmak ve yerli zanaatkarları da dünyaya açmayı amaç edinen A.R.C.
Benim bir günüme gelecek olursak, İstanbul’dayken daha bilgisayar başında e-postalar odaklı olsa da, zamanımı ve programımı iyi yönetmem gerekiyor; sergiler, buluşmak istediğimiz kişiler, proje toplantıları ve tabi sosyal hayat. Kapadokya’da bir ofis veya çalışma alanım yok, dolayısıyla beni restoranda bilgisayar başında bulma ihtimaliniz çok yüksek! Bunun dışında günüm ekiple ve misafirlerle sohbet ile geçiyor diyebilirim.
Taşkonaklar Hotel, Kapadokya’nın dokusuna sadık, çok özel bir yer. Bir 'misafirperverlik' yatırımcısı olarak, bir deneyimi sadece konaklama olmaktan çıkarıp unutulmaz bir anıya dönüştüren detaylar sence neler?
Amacımız deneyimi ve misafirlerimize gösterdiğimiz özeni en başından itibaren bütün temas noktalarında uygulamak ve otele girdikleri andan itibaren yavaşlamalarını sağlamak istiyoruz.
Bence en büyük öncelik, sabah uyandığınız odanın size nerede olduğunuzu anlatması, hatırlatması; yani bölgenin ruhunu yansıtan özgün bir mimari, dokusuyla, ışığıyla “Kapadokya’dasın” demesi. Misafirlere Kapadokya’nın ruhuna dokunarak yavaşlama imkanını sunmak. Yavaşlamak, anın tadını çıkarmak ve Kapadokya’nın sunduğu muhteşem manzaranın keyfine varmak. Kendi seyahatlerimde de dünyanın neresinde olduğunuzun fark etmediği zincir otel odalarından uzak duruyorum ve ruhu olan, gittiğim yeri yaşamama, deneyimlememe katkı sunan oteller arıyorum.
Diğer önemli nokta da tabi ki insan kaliteniz, ekibinizin misafiri gerçekten önemsemesi, onların ihtiyaç ve taleplerini karşılayabilmek için özveriyle ve içtenlikle yardımcı olmayı benimsemeleri. Burada da aslında hala bir aile oteli olmanın getirdiği detaycılık ve “Luxury with a touch of family” anlayışımız Taşkonaklar’ı bir konaklama olmanın ötesine taşıyarak bir deneyim haline getiriyor.
Son dokunuş da, misafirlere yalnızca Kapadokya’da yaşayabilecekleri özel deneyimler sunmak; 800 yıllık bir mağarada mum ışıkları eşliğinde özel bir akşam yemeği veya gün doğumunda gökyüzündeki yüzlerce balonu izlemeniz için Kapadokya’nın vadilerinde size özel kurulan bir sofra gibi. İşte bu anlar, bir tatili gerçek bir hatıraya dönüştürüyor.
Hemen sonrasında merak ettiğimiz ise Michelin Guide’a girmiş restoran Moniq. Moniq’in hikayesi aslında annenizin bir harabeye ve üzerindeki o asmaya duyduğu aşkla başlıyor. Bu aile mirası ve Kapadokya’nın çok kültürlü mutfağını çağdaşlaştırma fikri Moniq’in ruhunu nasıl şekillendirdi?
Moniq’in ismi, Kapadokya hikayemizin başlamasına vesile olan annemin isminden geliyor. Onun; üzerinde asma olan bir harabeyi eve dönüştüme isteği, bugün burada kurduğumuz hikayenin ilk kıvılcımıydı.
Bir yere gittiğimizde, orayı sadece gördüklerimizle değil, tattıklarımızla da hatırlıyoruz. Nereleri gezeceğimizi planladığımız kadar, nerede ne yiyeceğimizi de çok önceden planlıyoruz, bazı seyahatleri ise sadece o yemekler için yapıyoruz. Yediklerimiz ve içtiklerimiz, o yerle kurduğumuz bağın en kalıcı parçalarından biri oluyor. Bu yüzden Moniq’teki en büyük hayalimiz, Kapadokya’ya gelen misafirlerin Kapadokya deneyiminlerini mümkün olan en üst noktaya taşımak. Menümüzü de bölgenin çok katmanlı mutfağından ve Türk mutfağının köklü geleneğinden beslenerek, kendi özgün ve çağdaş yorumumuzla şekillendiriyoruz.
İlk yılımızda Michelin Reccomendation List’e girmek ve bunu da “Inspectors’ Favorite” olarak yapmak bizim için büyük bir mutluluk olduğu gibi, bu hayalin doğru bir yolda ilerlediğinin de en güzel işareti oldu.
Çok yönlülüğünün geniş bir kısmında sanat yer alıyor, şu an içinde bulunduğumuz serginin oluşmasını sağlayan A Residence of Creation (A.R.C.) programı da bu alanın bir parçası. Kapadokya’daki Taşkonaklar Hotel ile İstanbul merkezli sanat galerisi Ambidexter’ın desteğiyle doğan bu sanatçı rezidansı programından bahseder misin? A.R.C. fikri nasıl doğdu? Yaratıcı insanların bir araya gelmesi, kolektif üretim yapması senin için neden önemli? Bildiğim kadarıyla 2022 yılından beri 30’un üzerinde sanatçıyı ağırlayarak üretimine, ilham almasına destek olan bir alan açıyor.
Otelin yanında bulunan eski bir konağı, otelden bağımsız bir şekilde değerlendirme ve kullanıma açma fikrim uzun yıllardır vardı. A.R.C. fikri de 2021 yılında otelin ortak alanlarının yenilenme sürecinde mimarımızın otele bir işini almak için önerdiği ve davet ettiğimiz Mesut Öztürk ile konuşurken doğdu. Bu süreçte tanıştığım, Ambidexter’ın kurucusu Ulaş ile 2022 Ağustos’unda bunu hayata geçirdik ve 3 sene boyunca onunla beraber sürdürdük. Meksika’dan Avustralya’ya kadar 30’un üzerinde yaratıcı ruha ev sahipliği yaptık.
Benim için en unutulmaz anlar ise daha başlayalı sadece birkaç ay olmuşken dünyanın en önemli tasarım galerilerinden birisi olan Galerie Philia’dan beraber bir residency yapmak için aldığım mail (ilk okuduğumda birisi şaka yapıyor sanmıştım) ve kurucuları Ygaél’in kürasyonu ile mağaralarda açtığımız sergi idi. Seçtiği müzik, ortamın büyüleyiciliği aklıma kazındı.
Sanata ve yaratıcılığa her zaman bir ilgim ve yeteneksizliğimden kaynaklanan imrenmem oldu. Bu yüzden de ARC yoluyla yaratım süreçlerine ve yaratıcı ruhlara dahil olabilmek, destekleyebilmek çok büyük bir tatmin sağlıyor.
Biraz kişisel bir merakımız var ☺ Sürekli hareket halinde olan birinin valizi nasıl olur? Seyahatlerinde konfor ve stil dengesini nasıl kuruyorsun?
Şu anda kışta olduğumuz için, beyaz t-shirt, iyi bir kaşmir kazak ve yün pantolonlarım. Rahatlık ve stili buluşturabildiğim bir ürün bulduğumda gerçekten mutlu oluyorum ve gardırobuma dahil etmekte çok çekinmiyorum. Kıyafetlerimin buruşmadığı bir valiz hazırlama konusunda oldukça iddialı ve gururluyum diyebilirim ☺ Özellikle çok yürünecek seyahatlerde konfor ve stil dengesi için de en önemlisi ayakkabıyı doğru seçmek, rahat olmalılar ama ben bir turistim ve bunlarda yürüyüş ayakkabılarım diye bağırmamalılar ☺ Aynı zamanda bir doğa yürüyüşüne de çıkmak istersem hepsine de cevap verebildiği için Salomon ayakkabılarım favorim diyebilirim.
Masanda, başucunda veya playlist'inde bugünlerde neler var? Seni son zamanlarda en çok heyecanlandıran bir kitap, podcast veya film önerisi alabilir miyiz?
En son okuduğum kitap Atomic Habits’ti ve gerçekten de uzun zamandır oturtmak istediğim alışkanlıklara başlamamda çok etkili oldu. Onun da sayesinde bu aralar başucum tam bir new year’s resolution diyebilirim! Seyahatlerimde de yanıma aldığım ve her akşam yatmadan önce yazdığım gratitude journal’ım, bunu keyfe dönüştürmek için kullandığım antika Cartier kalemim (çok eski olduğu için artık yedek kartuşu üretilmiyor ve bende de son 1 tane kaldı maalesef), yatağın hemen yanındaysa sabah yogamı unutmamak için yoga matım var. Ah tabi asıl köpeğimiz Thor’u unutmamak lazım, yatağın yanında tabi ki paşamızın da kendi minderi var.
Playlist tarafındaysa Spotify’daki 90’s hits bu aralar favorim, her parçayla çocukluğuma, gençliğime dönmek çok keyifli!
vitruta’nın kürasyonunda seni en çok yansıtan markalar hangileri?
Eski bir koşucu olduğum için Asics, doğa yürüyüşlerimde de şehirde de bana eşlik edebilen Salomon ayakkabılarım, seyahatlerde yanımızdan ayırmadığımız Stanley termoslarımız ve vitruta sayesinde tanıştığım forét’nin dokusuna bayıldığım alpaka yünü kazakları.
Tüm bu yoğun ajanda içinde zihnini resetlemek için nereye gidersin, ne dinlersin? Ya da böyle bir fırsat bulabiliyor musun demek daha mı doğru olur?
İstanbul’da olduğumda en büyük yardımcım 14 yaşındaki köpeğimiz Thor’u her gün çıkarttığım sahil yürüyüşleri. Özellikle sabah seansında Yeniköy balıkçı barınağından açılan takalarının görüntüsü bana aşırı huzur veriyor, sesleri de beni doğrudan çocukluğuma götürüyor. Her zaman başarılı olamasam da sabah yürüyüşünde telefonuma bakmamaya ve mümkün olduğunca anın tadını çıkartmaya gayret ediyorum. Bazen de saatimin alarmını kurup bir bankta 5dk da olsa meditasyon yapmaya çalışıyorum. Bir süredir de her sabah uyandığımda 10dk yoga ve üstüne 10dk meditasyon yapıyorum.
Son olarak, “vitruta” ve “Good People” denince aklına gelenleri bizimle paylaşır mısın? Marka, semt, birey, renk, etkinlik…aklına ne gelirse.
Tabii öncelikle Selçuk. Sonrasında da onun Good People için yaptığı partiler, davetler ve burada tanıştığım harika insanlar.
Tolga Akarcalı'nın Seçtikleri
Tümünü görüntüle-
-
-
-
-
Norse Projects
Ole Oversized Wool Check Erkek Gömlek
Satış fiyatı 14.735 TLBirim fiyatMevcut değil -
Études Studio
İndirimli fiyat 6.258 TL Satış fiyatı 12.515 TLBirim fiyatMevcut değil -
-